POKUT YAYLASI

Samistal’dan Kavrun geçidine oradan da doğal yaşlı ormanların içinden geçilerek Maçkun Boğazına varılır. Maçkun bu tarihi yolun çokça kullanıldığı zamanlarda katırcıların uğrak yerlerinden biriydi. Susadığınız yerde beliriveren kaynak sularını, bölgenin orman içindeki en büyük düzlüklerinden Eğnedap’ı ve artık insanlara küskün patikaları geri bırakınca da Pokut yaylasına varılır. Pokut sırtının güney yamacına kurulmuş yayla evleri, zaman zaman Meğo ve Ayder Vadisi’ne biriken yerdumanı sayesinde bulutların üzerine dizilmiş inci tanelerini andırır.

Pokut Yaylasi

Yaylada hayvancılık yok. Sakinleri Ağustos ayı boyunca yaylaya çıkıp evlerini şenlendirir ve birkaç günlük tatillerini burada geçirir. Onun için yayla yaşantısının biraz modernleştiği göze çarpar. Karanlık çökmeden Pokut sırtına tırmanışa geçilirse Karadeniz’de günbatımı bu kez deniz kenarından değil, iki binli metrelerden seyredilebilir. Kaçkarlar tüm görkemiyle çıkar karşınıza.

Pokut yaylası yıllar önce mera niteliğinde bir yerken, yayla sakinleri yukarı yaylaları Samistal’ı tercih ediyordu. Hemen hemen her Hemşin yaylasında olduğu gibi devam ettirilen yukarı yayla geleneği devam ediyordu. Ancak 70’lerin sonuna doğru Pokut tercih edilmeye başlayınca Samistal’da giderek tenhalaşmaya başladı. Pokut, Palovit Vadisi’nin üstünde 2000’li rakımlarda bir yayla ve yıllar önce bal sağımı yapılan Meğo’ya da yakın bir yer.

Pokut

Yayla sakinleri de Meğo’nun yakın olmasını fırsat bilerek, karakovan ballarını burada üretirlermiş. Ancak bu da artık olmayan bir gelenek ve uğraşı olarak tarihteki yerinin çoktan aldı. Pokut yaylası, Çamlıhemşin’in Makrevis, Ortan ve Pogina köyleri tarafından kullanılan bir yayla. Eskisi kadar canlı olmasa da, sevenleri yaylayı yazın ziyaret ediyor. Çamlıhemşin’e yakın olan yaylaya yapılan araç yolunun bozuk olması da ulaşımı aksatan bir etken.